Showing posts with label amfi. Show all posts
Showing posts with label amfi. Show all posts

Friday, 6 August 2010

Ekonomi Paketi: ROCTRON VELOCITY 50D


Gün geçtikçe gelişen teknoloji ve üretim maliyetlerinin düşmesi sayesinde geçmişte duyup imrendiğimiz gitar tonlarına artık çok daha yakınız. Rocktron firması, sınıfının en iddialı modellerinden birisiyle karşımızda. 50W'lık Velocity 50D, beklentilerimizin çok üzerindeki ton kalitesiyle bizi etkilemeyi başardı.

Uzun yıllar önce ülkemize gelen ve çok uzun soluklu olmayan bir macera yaşayan Rocktron markası, 2010 ürün gamıyla tekrar ülkemizde ve bu sefer hiç olmadığı kadar iddialı bir şekilde piyasaya girmeye hazırlanıyor. Oner Müzik distribütörlüğünde ülkemize gelen ve ilk etapta pedal, prosesör ve amplifikatör sınıfındanki ürünlerle ülkemiz gitarist ve bas gitaristlerini etkilemeye çalışacak Rocktron markası ile tanışmak için uygun bulduğumuz cihaz, 50W'lık bir transistörlü amplifikatör olan Velocity 50D. İsterseniz önce bir tasarım ve detaylara göz atalım.

Tasarım
Açıkça söylemem gerekirse, Rocktron markası ile bu benim ilk tanışmam. Ama belki markayı çok yakından tanımadığımdan olsa gerek, Velocity serisinin üretim kalitesinin bu seviyede olmasını pek de beklemiyordum. 50D'nin üst kaplaması son derece muntazam, ışıklı logosuyla muadili ürünlerden tasarım alanında farklı ve amplifikatör özellikle knob'larınnın kalitesiyle şaşırtıcı bir yapı sunuyor. Bu seviyedeki amplifikatörler arasında hissiyatı en başarılı knob'lara sahip olduğunu söylemek lazım. Ağır ama bir o kadar da hassas bu knoblar sayesinde cihazın kullanım hissiyatı büyük keyif veriyor. Siyah renkli olarak üretilen Velocity Serisi'nin bu modeli de kontrol bölümündeki gri renkle göze hoş gelen bir yapı sunuyor. Görsel olarak eski yılların HiWatt modellerini anımsatan amplifikatör ne çok modern, ne de çok vintage bir tasarımda. Rocktron'un tüm kontrolleri ön kısımda bulunuyor ve cihazın arka bölümünde iki hoparlör çıkışı, ¼ inçlik line çıkışı ve ayak kontrol bağlantısı yer alıyor. Ön bölümde ise kulaklık çıkışı ve iki gitar girişi (hi & low) bulunuyor. Oldukça geniş tutulmuş hoparlör ızgarası ise ilk bakışta belli etmese de aslında iki adet 8 inçlik hoparlöre ev sahipliği yapıyor. Cihazın üzerinde bulunan stereo delay sayesinde anlaşılan ping pong gibi efektleri gerçek stereo olarak kullanabileceğiz. Her iki hoparlör de 25'er W'lık transistörlü güçle besleniyor.

Çalım zamanı
İncelememizde bizimle bulunma inceliğini gösteren sevgili Taner Keleş ile beraber cihazın tonlarını analiz etmeye başlayabiliriz. Testlerimiz sırasında çift humbucker'lı bir B.C Rich kullanmayı tercih ediyoruz. Bu enstrüman aynı zamanda single'a da düşürülebilen manyetiklere sahip. Önce temiz kanalını denemeye karar veriyoruz. Taner Bey ile cihazın temiz tonlarının detay vermesinden ve gücünden etkileniyoruz. Evet belki 50W'lık bir lambalı amplifikatördeki gibi tuşe duyarlılığı yok ama transistörlü bir çok bu sınıftaki amplifikatörde gözlemlediğimiz karaktersiz temiz ton kavramı yerini kendi karakterini açıkça belli eden bir modele bırakıyor. Kapalı tonlarda caz çalımlarına da uyan, kendi gain ve volume seçeneklerine sahip olan clean kanalın tek eksiği, kendi EQ'sunun olmaması. Velocity 50D, EQ katını drive kanalıyla ortak kullanmak durumunda. Bu durum clean'de berrak ama drive kanalında daha karanlık tonlar tercih eden gitaristlerin gitarlarının ton ayarlarıyla daha sıkı ilişkiler kurması gerektiği anlamına geliyor. Gain'i açtıkça sakin ve ağırbaşlı olarak nitelendirebileceğimiz clean kanalı agresifleşmeye ve dişlerini göstermeye başlıyor. Biraz da delay etkisiyle oldukça geniş ve rahat çalımlı bir temiz tona sahip olabiliyoruz. Transistörlü amplifikatör kullanan bir çok gitaristin drive tonları için genelde kendi pedal setlerini tercih ettiklerini görüyoruz. Bunun için de olabildiğince direkt bir temiz kanala ihtiyaç duyulur. Rocktron, bu özelliğe fazlasıyla sahip. Ama drive'lar için acaba gerçekten pedala ihtiyaç var mı?

Drive kanalı ve efektler
Velocity V50D'nin bizleri en çok etkileyen özelliklerinden birisi, kuşkusuz karakteristik drive kanalı oldu. Beklenmedik bir şekilde agresif, tuşeye duyarlı ve rahat çalımlı bir yapıya sahip drive kanalı, oldukça sert tonlardan alternatif rock, indie ve brit pop gibi müzik tarzlarında kendine yer bulabilecek hafif crunch tonlara kadar değişen geniş bir yelpazede oldukça başarılı sonuçlar verebiliyor. Taner Bey'in testleri sırasında alt ve mid frekanslarının zenginliğini farkettiğimiz cihaz, bu karakterini master volume'unu 7-8'e açıncaya kadar koruyabiliyor. Bundan daha yukarı volumlerde çaldığınızda ise işin içine transistörün kendi tiz karakteri girmeye başlıyor. Ama basit bir EQ ayarıyla bunun üstesinden gelmek kolay. Ayrıca cihazın bu volume seviyesinde çok yoğun bir şekilde kullanılacak olmasının olasılıklar dahilinde pek bulunmadığını düşünüyorum. Velocity'nin mid karakterli drive'larında özellikle çok yüksek bir drive kullanmıyorsanız arpejler, ritm partisyonları ve eşlik bölümlerini çalmak büyük bir zevk haline geliyor. Zira amplifikatör bir çok transistörlü modele kıyasla çok daha detaylı ve zengin bir sound sunmayı başarıyor. Düşük gain'deki sololar ise sağ elinize duyarlı ve olabildiğince sert vuruşlardaki attack zamanıyla dinamik çalımı destekliyor. Kısacası daha önce çok kez karşılaştığımız nasıl bir pena vuruşu yapılırsa yapılsın hep aynı tonla karşılaşma sorunu burada bizi pek de rahatsız etmiyor. Velocity'nin efekt katları da cihazı zenginleştiren detaylar arasında. 50D modelinde delay ve chorus yer alıyor. Serinin diğer üyesi olan 50C'de ise farklı olarak reverb ve chorus bulunuyor. Velocity 50 modelini seçerken reverb ve delay arasında bir seçim yapmak zorundasınız. Benim kişisel zevkim delay modelinden yana oldu. Zira kullanmakta olduğum delay pedalım kadar kaliteli bir delay katı sunan Rocktron'da istediğiniz ayarları tutturmak son derece kolay. Mix düğmesiyle delay volümünü, delay time ile zamanlamaları ve delay regen düğmesiyle de kaç defalık br tekrarın yapılacağını kontrol edebilirsiniz. Chorus bölümünde ise chrorus depth ve rate ayarları bulunuyor. Depth ile efektin yoğunluğunu, rate ile ise hızı kontrol edebilirsiniz. En hızlıda eskilerin vibrato efektlerine benzer bir ton elde edilirken hızın yavaşlaması ve derinliğinin artmasıyla 80'li yılları andıran temiz gitar tonları yakalayabilirsiniz.

Sonuç
Taner Keleş ile beraber gerçekleştirdiğimiz testimizin sonucunda her ikimiz de Rocktron'un performansından oldukça etkilendik. Özellikle geçtiğimiz yıl yaşanan ekonomik krizden sonra her alışverişinde bir TL'nin bile hesabını yapma durumunda kaldığımız bugünlerde Rocktron, bize fiyat / performans olarak en iddialı modellerden birisini sunuyor. Satışına kısa süre içerisinde başlanacak olan Rocktron amplifikatörlerinin iddialı modellerinden birisi olan Velocity 50D modelinin fiyatının KDV dahil 420 Dolar civarında olması bekleniyor. Bu da 50D'nin fiyatına göre oldukça cömert bir amplifikatör olduğu iddiasını iyiden iyiye güçlendiriyor. Son fikrimize göre; eğer bir prova stüdyosu için, evde çalışmak veya ufak çaplı klüp ve barlarda profesyonel amaçlı kullanmak için bütçenizi çok yormadan, sizi tatmin edecek bir amplifikatör peşindeyseniz, mutlaka Rocktron Velocity Serisi'ne göz atmalı ve özellikle 50D'nin sesine bir kulak vermelisiniz.
İpuçları
  • Rocktron'un VELOCITY 50D modelinde 2 X 8 inçlik hoparlörler bulunuyor. Cihazda aynı zamanda delay ve chorus efektleri de yer alıyor.
  • Velocity Serisi'nde 10, 25, 30 ve 50W'lık modeller bulunuyor.
  • Temiz ve drive kanallarının EQ'su ortak olarak kullanılıyor. 



Rocktron Velocity 50D Teknik Özellikler

Güç: 50 Watt (2x25)
Hoparlörler: 2 x 8” Rocktron Custom Voiced Velocity
Kanallar: CLEAN ve DISTORTION kanalları (Footswitch RFS1 opsiyonel)
Efektler: Chorus ve Digital Delay
Boyutlar: 580mm(G) x 226mm(Y) x 412mm(D)
Ağırlık: 15.5KG

Wednesday, 26 August 2009

İnceleme: Roland Micro Cube RX




Minik Ses Küpü

Küçük gitar amplifikatörlerinin tercih edilmeme sebepleri nelerdir? Ufak hoparlörlerinden çıkan cılız ve çalınması zor tonlar, yetersiz güç ve çalanı soğutacak kullanışsızlık... Roland, Micro Cube ile yakaladığı başarısını 4 hoparlörlü RX modeli ile devam ettirmeye kararlı görünüyor. Fiziksel yapısı küçücük olan Micro Cube RX'in ses kalitesi acaba tatmin edici mi?

Roland'ın Micro Cube modelleri ile 2004 yılında tanışmıştık. Küçük boyutlu gitar amplifikatörleri konusunda adeta bir devrim yaratan ve tonal başarısı ile sıkı bir hayran kitlesi edinmeyi başaran modelin ürün gamına ilerleyen yıllarda Cube 20, Cube 30 ve Cube 60 modelleri de katıldı. Modelin en büyük ağabeyi olan Cube 80 de 2009 yılı ile beraber tanıtıldı ve Cube ailesi şimdilik tamamlanmış durumda. Sound ekibi olarak bu ay test için Roland'ın Cube ailesinden en küçük üyeyi seçtik. Spesifik olarak bu model üzerinde ısrarcı olmamızın sebebi, yaz aylarının gelişi ve tatil sezonunun açılışı ile beraber taşınabilir cihazların tercih edilmeye başlanması ve piyasada küçük olmasına rağmen son tüketciyi tatmin edecek (lambalı modelleri saymazsak) kaliteli modellerin sayıca az bulunmasıydı. Peki Roland'ın Microcube RX modeli gerçekten iddia edildiği gibi bir teknoloji harikası mı, yoksa tüm bu söylentiler pazarlama departmanlarının alıştığımız sözleri mi? Bunu hep beraber göreceğiz. İlk olarak cihazın tasarım ve ergonomisini inceliyoruz...

Tasarım ve ergonomi
Micro Cube RX, tasarım olarak alıştığımız Microcube modelinden ön panelinde bulunan 4 adet 4 inçlik hoparlörü ile ayrılıyor. Hatırlayacağınız gibi modelin orijinalinde bir adet 5 inçlik hoparlör bulunuyordu. Peki 4 adet daha küçük hoparlör kullanımının ne gibi bir faydası olabilir? Bu noktada öncelikle RX'in ağırlık dezavantajından bahsetmeliyiz. Orijinal model sadece 3.3 kg'lık bir ağırlığa sahipken bu yeni modelin ağırlığı neredeyse iki katına çıkıyor: 6.4 kg. Fakat elimize geçen ise çok daha geniş bir stereo imaj ve daha dengeli bir frekans dağılımı oluyor. 6.4 kg'lık ağırlık ise taşıma konusunda bir sorun yaşatmıyor. RX modelinin değişen tek fiziksel özelliği ağırlığı da değil. Cihazın genişliği 296 mm'ye, önden arkaya derinliği 207 mm'ye ve yüksekliği de 294 mm'ye çıkmış durumda. Bu veriler ilk versiyonda sırasıyla 244, 166 ve 226 mm'ydi. Yani elimizde yaşça genç ama boyut olarak biraz daha irileşmiş bir Cube var. Güç üretimi olarak da cihazın orijinal Cube'un 2W'ına karşı 2.5W'a çıktığını görüyoruz. RX'in en büyük özelliği, pil ile de çalışabiliyor olması. Bu durum, özellikle sokak müzisyenlerini, deniz kenarında, ormanda, aklınıza gelebilecek farklı her konumda elektro gitar çalmayı arzu eden mobil müzisyenleri mutlu edecek bir özellik. Pillerin dayanma süresi ise tahmin ettiğimizden çok daha uzun. Aralıksız 20 saat açık tuttuğumuz ve gün boyunca ev ortamında komşularımızı rahatsız etmeden çalabildiğimiz cihaz, 6 adet kalem pil ile çalışıyor. Daha az efekt kullanarak sadece temiz tonlardan faydalanan müzisyenlerden aldığımız duyumlar ise günde bir saat çalımla, bir aydan daha uzun bir pil süresinin yakalanabildiği yönünde. Bu güç tüketimi bizce son derece başarılı. Micro Cube RX'in tüm kontrol birimleri cihazın üst kısmında yer alıyor. Bu durum yerden yüksekliği sadece 30 cm civarında olan bir cihaz için kolay bir kullanım anlamına geliyor. Pil haznesi arka bölümde bulunurken aynı kısımda ayak kontrolör bağlantısı ve elektrik girişi de yer alıyor.

Tonlar ve Çalım
Sırada Roland Micro Cube RX'in tonlarını öğrenmek, farklı gitar ve çalım tekniklerine nasıl bir tepki verdiğini görmek var. Ama öncelikle cihazın üst bölümünde bulunan ve farklı model amplifikatörler arasından seçim yapabilmemizi sağlayan modelleme bölümünü incelememiz gerekiyor. Roland firmasının COSM (Composite Object Sound Modeling) adını verdiği bu modelleme motoru, ilk olarak 1994 yılında VG-8 modeli gitar efekt cihazıyla piyasaya sunulmuştu. VG-8 , aynı zamanda modelleme yapabilen ilk gitar bazlı cihaz olarak da gitar dünyasında ayrı bir yere sahiptir. Gitar sektöründe yer alan modelleme teknolojisi, günümüzün bilgisayar bazlı müzik endüstrisinde gerek sanal (Amplitube, Guitar Rig gibi yazılımlarda) gerekse enstrüman (irili ufaklı bir çok amplifikatör, efektör ve hatta Line 6 Variax Serisi'nde olduğu gibi gitarların üzerlerinde bile rastlamak mümkün) bazlı olarak halen popülerliğini koruyor. COSM teknolojisi, orijinal bir ses kaynağının (mesela Roland Jazz Chorus modeli bir gitar amplifikatörünün) sinyali ilk aldığı noktadan, hoparlörlerinin titreşimine kadar geçen tüm sinyal yolunu modelliyor. Roland firmasına göre bu durum modelleme yapan diğer marka cihazlardakinden daha farklı bir teknoloji. COSM teknolojisinde amplifikatörün sesini açtıkça modellenen orijinal amplifikatördeki gibi bir natürel overdrive yaşamak ve buna bağlı olarak daha dinamik bir tonal yelpazeye sahip olmak mümkün. Bu teknolojiye sahip minik Cube RX de elinden gelenin en iyisini yapıyor ve ilk notanın vurulmasıyla beraber ciddi bir şaşkınlık yaratabiliyor. Testlerimiz sırasında bir Ibanez Joe Satriani Serisi JS 1000, bir adet Gibson Les Paul ve bir de Yamaha'nın Strat karakterli gitarlarından Pacifica 412 kullandık. Modelleme kısmının ilk seçeneği olan akustik gitar modellemesi, cihazın en az iddialı bulduğumuz seçeneği. Elektro gitar ile kullanılması durumunda mümkünse sap kısmında single manyetik tercih edilmeli. Bu seçeneğin humbucker ve köprü pozisyonundaki manyetiklere olan cevabı pek kullanışlı değil. Öte yandan JC Clean adı verilen ve aslen Roland Jazz Chorus'u modelleyen seçenek özellikle temiz tonlarda oldukça tatmin edici sonuçlar verebiliyor. Özellikle efekt olarak da chorus seçildiğinde bu cihazda neden 4 hoparlör kullanıldığı daha rahat anlaşılabiliyor. Temiz tonlar için JC Chorus seçeneği favorimizken, crunch ve kirli ama distorion kadar sert olmayan tonlar için seçtiğimiz model, Brit Combo. Aslen Vox AC30 modelinin simülasyonu olan bu seçenek, gain ve volume volume seçeneklerini ortalara kadar açtığınızda alternatif rock, grunge ve punk rock'a uygun kirli tonlar yaratabiliyor. Bu karakterin üzerine efekt biriminden phaser seçildiğinde çıkan tonların grunge akımına yakın duranlar tarafından çok beğenileceğine eminiz. Micro Cube'un distortion karakteri ise yine beklediğimizden oldukça kuvvetli çıktı ve özellikle solo partisyonlarında yarattığı çalım kolaylığı ile beğenimizi kazandı. 3 farklı distortion modellemesi içeren Cube'un en beğendiğimiz distortion seçeneği “Metal” adı verilen amplifikatör simülasyonu oldu. Gain'li, sustain'li ve küçük boyutlu cihazlarda alışık olduğumuz cızırtıyı ve güçsüzlüğü hissettirmeyen, karanlık bir distortion tonu yakalayan “Metal” seçeneği, özellikle adından da belli olduğu üzere metal ve hard rock müdavimlerini de tatmin edecek bir yapı sunuyor. Marshall amplifikatörleri modelleyen Classic seçeneğinde düşük gain'li kullanımlarda, 1970'lerin hard rock tonlarını andıran bir karakter yakalamak mümkün. Roland bu seçeneklerin yanı sıra Black Panel adı verilen Fender Twin Reverb modellemesi, R-Fier isimli Mesa modellemesi de sunuyor. Black Panel blues ve caz kullanımlarına, R-Fier ise bilindiği gibi daha sert tarzlara uygun bir yapı sunuyor. Yine de bize göre “Metal” seçeneğinin distortion tonları fazlasıyla tatmin edici. Tüm bu modellemelerin yanısıra mikrofon ile kullanım için bir seçenek de bizlere sunuluyor.



Efektler
Micro Cube RX modelinde bulunan 8 farklı amplifikatör modellemesinin yanısıra 6 da efekt yer alıyor. İlk iki efekt delay ve reverb'den oluşan ambiyans efektleri. Bu seçenek, bir tek düğme ile kontrol ediliyor ve reverb ile delay zamanlamalarını bu düğmeyi çevirerek ayarlamak mümkün. Sağa doğru çevirdikçe delay zamanları yavaşlarken, reverb kısmında bu hareket sesin daha da uzun süre reverb'e uğramasına yol açıyor. Hem reverb hem de delay efektlerini aynı anda kullanmak ise mümkün değil. Sol kısımda yer alan ve geri kalan 4 efekti üzerinde barındıran düğmeye, sırasıyla chorus, flanger, phaser ve tremolo efektleri atanmış durumda. Yine aynı mantıkla çalışan bu efekt birimleri, düğme sağa doğru çevrildikçe daha yavaş ve belirgin bir etkiye sahip oluyorlar. Bu efekt katındaki favori iki seçeneğimiz chorus ve phaser oldu. Özellikle phaser tonlarını Black Panel modelinin gain verilmiş haliyle kullandığımızda ortaya Alice in Chains ve Sound Garden vari tonlar çıktı. Bu efektlerin başarısında stereo imajın oldukça güçlü olmasının da payı büyük. Roland firması stereo imajı güçlü kılabilmek amacıyla bu küçücük cihazda çift power amp kullanıyor. Bu da cihazın hoparlörlerinin ikisine bir power amp düşmesi anlamına geliyor. Böylelikle daha geniş ve özellikle efekt kullanımında ortaya çıkan bir hacim duygusu kazanılıyor. Cube'da aynı zamanda üç bant EQ ve bir de ritm bölümü bulunuyor. Rim kısmında sadece metronom kullanımı yapılabildiği gibi, cazdan rock'a, blues'dan dans, latin ve pop müziğe kadar uzanan değişik ritmler de eşlik olarak kullanılabiliyor. Micro Cube RX'in üzerinde bir de akort cihazı yer alıyor. Böylece bu küçük cihaz, bir gitaristin ihtiyacı olan hemen her türlü aksesuarı da üzerinde barındırmış oluyor.

Sonuç
Roland Micro Cube RX, sanıldığı gibi sadece başlangıç seviyesinde olan ve muhtemelen ilk amplifikatörünü almak üzere olan son kullanıcıları değil, profesyonel ve her ortamda elektro gitar çalmak durumunda olan gitaristleri de hedefleyen bir ürün. Eski modeline kıyasla 4 hoparlörü, 8 farklı amplifikatör modellemesi ve 7 efekt birimiyle geniş bir ton yelpazesine sahip, ayrıca metronom ve akort cihazı ile de aksesuar olarak zengin bir içerik ile karşımıza çıkıyor. Tüm bu özelliklerinin ötesinde; küçük amplifikatörler segmentinde geniş ton yelpazesi ve bizlere yarattığı gerçek gitar çalım tecrübesi ile seri başı olmayı hakediyor.

İletişim ve fiyat
Zuhal Müzik tarafından ülkemize getirilen Roland Micro Cube RX, 758 TL'lik bir fiyat etiketine sahip. Amplifikatörü internet üzerinden www.muzikenstrumani.com adresinden de satın alabilirsiniz.